|
Sırlar açıklanmalı mı? Eşinizle,
uzunca bir flört dönemi yaşamış olsanız da aynı çatı altında evli bir
çift kimliğine bürününce, birbirinizi çok da iyi tanımadığınızı fark
edeceksiniz. Eskilerin bir sözü vardır; ‘Erkek,
evinde pijamasını giyip koltuğuna oturmadıkça, onu yeterince
tanıyamazsın’ derler. Bu sözlere kulak vermek gerek. Evlendiğiniz
kişi, önceleri size hep olumlu yanlarıyla kendini gösterdi. Onun özel
alışkanlıklarını, birlikte yaşamaya başlamadan önce bilmeniz biraz zor.
Yeni hayatınızın ilk günlerinde, birbirinize geçmişinizden söz
edeceksiniz. Çocukluk yılları, aileler, akrabalar, arkadaşlar bir bir
anlatılacak. Bu arada eşiniz belki ilk aşkınızı öğrenmek isteyecek.
Belki siz daha önceki duygusal ilişkilerinizi eşinize anlatmaktan
kaçınacaksınız. Tabii siz suskun kaldıkça eşinizin merakı artacak ve
sizi konuşmaya zorlayacak. Aynı durum sizin için de geçerli. Eşinizin
geçmişini ayrıntılarıyla öğrenmeye hak kazandığınızı düşünecek ve
soruları peş peşe sıralayacaksınız. Geçmişin muhasebesi
yapılırken kadın da erkek de çok dikkatli olmalı. Kaçamak cevaplar
yerine gerçekleri fazla ayrıntıya girmeden anlatmalı. Hiçbir sır, karı
kocanın arasına girmemeli. Belki bazı gerçekleri gizleyerek o gün için
durumu idare etmiş olabilirsiniz. Ama eşinizin her şeyi başkalarından
öğrenmesi ihtimalinin yüksek olduğunu da unutmayın.
Kadının da erkeğin de geçmişte kalan yaşantısının yeni yaşantıya gölge
düşürmesi, mutluluğa darbe vurur. Bu nedenle kadının da erkeğin de
olgunluk gösterip, geçmişteki olayları önemsememesi iki tarafın da
lehinedir. Şimdi gösteri zamanı
Yeni evli her genç kadın, ev yönetiminde usta olduğunu kocasına
kanıtlamak ister. Çalışan kadın da, evinde oturmayı tercih eden kadın da
aynı hevesle, ev yönetimine kendini adar. Daha önce de belirttiğimiz
gibi, yeni evli çiftler, bir süre yabancılık çekerler. Bu dönemde kadın,
eşinin sevdiğine inandığı yemekleri sunmayı dener. Onun çayını kaç
şekerli içtiğini, sofra alışkanlıklarını bir çırpıda öğrenip sanki kırk
yıllık evliymişler gibi eşinin her isteğini o daha bir şey söylemeden
yerine getirmeye çalışır. Çocukluğunda her gün arkadaşlarıyla oynadığı
‘evcilik oyunu’nu tekrarlar gibidir. Erkek de kadından
geri kalmaz. Eşinin yaktığı yemeği, ‘Çok lezzetli
olmuş’ diyerek yemeye çalışır. Evde yaptığı her düzenlemeyi
beğenmiş görünür. Eşinin isteklerini yerine getirmek için çaba harcar.
Bir süre sonra kadın da erkek de bu evcilik oyunundan sıkılmaya başlar.
İlk şikayet kadından gelir: ‘Gün boyu onu memnun
etmek için çalışıp çabalıyorum. Eve bir karış suratla geliyor, bir tatlı
sözle gönlümü almayı denemiyor. Ben bu evin kölesi miyim?’
Erkeğin de kendi açısından şikayetleri peş peşe sıralanır: ‘Doğru
dürüst yemek pişirmesini öğrenemedi. Annemi kendine örnek alsa ya...
Akşamları, ben yorgun argın eve geliyorum. Hanımefendi benimle hiç
ilgilenmiyor. Bir köşeye çekilip oturuyor.’
Aslında yeni evli bir çiftin birbirinden bu kadar çabuk şikayete
başlaması pekala önlenebilir. Evliliği bir oyun diye düşünüp, rolünü
başarıyla oynamaya çalışmak, kısa zamanda bu başrol oyuncularını yorgun
düşürür. Kadın da erkek de mükemmel eş rolüne kendilerini kaptırmak
yerine doğal davransalar, kısa sürede şikayete başlamazlar.
Evlilikte kadının da erkeğin de sorumlulukları eşit olarak paylaşmayı
baştan kabullenmeleri, çok şeyi değiştirir. Kadın, sadece pişirdiği
yemeklerle, ev içindeki düzenlemelerle yuvasının mutluluğunu
sağlayacağını düşünmemeli. Erkek de sadece evde her işinin görülmesinin
yeterli olacağına inanmamalı. Evlilik, aynı zamanda bir ortaklıktır.
Kadın, eşinin yemeği kadar düşünceleriyle, sorunlarıyla ilgilenmeli.
Karı-koca, birbirlerinin zevklerini paylaşmalı. Evde, iki arkadaş gibi
dertleşip, sorunları birlikte çözmeli. Aile büyükleri
Yeni evliler için önemli sorunların başında iki tarafın aileleri
geliyor. Özellikle kayınvalide-kayınpeder meselesi hiç ihmale gelmez.
Kayınvalidelerin gelinlerini sevemedikleri, damatlarını her zaman el
üstünde tuttukları söylenir. Kimi ailelerde bu sözleri doğrulayan
olaylar yaşanır... Kimilerinde ise gelin-kaynana, herkesi kıskandıracak
derecede mükemmel bir ittifak içine girerler. Siz bütün bu anlatılanlara
kulak vermeyin. Eşinizin ailesiyle mesafeli ama olumlu bir ilişki
başlatın. Eşinizin annesi, evinizde size akıl
vermeye, bazı düzenlemeler yapmaya kalkışırsa, eşinizin bu
tür değişikliklerden hoşlanmayacağını belirtip, kayınvalidenin kalbini
kırmadan meseleyi geçiştirin. Sizin anneniz,
damadına hükmetmeye kalkışırsa, onu da engellemek için
elinizden geleni yapın. Aile büyüklerinin size
hükmetmelerine izin vermeyin. Bu arada siz de, eşiniz de
‘bizim ev’ denildiği zaman yıllarınızı geçirdiğiniz baba evini değil,
yeni eşinizle birlikte kurduğunuz yuvayı aklınıza getirin. Hiçbir erkek,
eşinin ‘Bizim evde şu olur, bu olur’ diye
söz etmesinden hoşlanmaz. Ve tabii hiçbir kadın da kocasının ‘Bizim
aile’ diye kendi ailesini ön plana çıkarmasını doğru bulmaz.
Evliliğinizde mümkün olduğu kadar az sorun yaşamak istiyorsanız, önce ev
dediğiniz yerin, eşinizle paylaştığınız yuva olduğunu aklınızın bir
köşesine yazın. |