|
Güneş ışınları yararının yanı sıra lekelerden benlere,
damar genişlemelerinden kırışıklığa kadar pek çok soruna yol açıyor.
günümüzde güneş ışınları nedeniyle ciltte oluşan hasarlara karşı çeşitli
tedavi seçenekleri bulunuyor. Ciltteki hasarların tek nedeni güneş değil
elbette. Genetik alt yapı, sigara kullanımı, alkol tüketimi, dengesiz ve
sağlıksız beslenme ile çevre kirliliği de bu hasarların sorumlusu.
CİLTTE KURULUK Cilt kuruluğunun
tedavisinde en çok nemlendiriciler kullanılıyor. Düzenli nemlendirici
kullanımı, kuruluk tedavisinin ana prensibini oluşturuyor.
Nemlendiriciler, farklı mekanizmalarla etkili oluyor. Bu nedenle
piyasada bulunan ürünler 3 ana gruba ayrılıyor:
-
Okluzifler (Kapatıcılar, örtücüler): Bu
ürünler esas olarak cildin en üst tabakasını örterek, ciltten
buharlaşma yoluyla gerçekleşen su kaybını önlüyorlar. Sadece ciltte
bulundukları zaman etki gösteriyorlar. Ciltten temizlendiklerinde
deride oluşan su kaybı eski seviyesine dönüyor.
-
Hümektanlar (Su tutucular): Bu maddeler
çevreden su çekerek derinin nemlenmesine yardımcı olabiliyorlar.
Ancak düşük nemli ortamlarda, cildin alt tabakalarından su çekerek
kuruluğunu artırabiliyorlar. Bu sebeple tek başlarına uygulanmayıp
daha çok banyodan hemen sonra ve okluziflerle kombine kullanımları
öneriliyor.
-
Emoliyenler (Yumuşatıcılar): Bu ürünler daha
çok cildi düzgün ve yumuşak tutmak amacıyla kozmetikler içerisine
ilave ediliyor. Cilt hücreleri arasındaki boşlukları dolduruyorlar.
Ciltte pürüzsüz bir yüzey oluşturuyorlar. Uygun kombine
kullanımlarında oldukça güvenilir ve etkili ürünlerdir.
GÜNEŞ LEKELERİ Deriyi soyucu
ajanlar, renk açıcılar, dondurma tedavisi (kriyoterapi) ve lazer
tedavileri kullanılan yöntemleri oluşturuyor. Günümüzde, argon, Nd: Yag,
Er-Yag, Q-s.Alexandrite, Q-s. Ruby gibi lazerler tercih ediliyor. Bu
yöntemle oldukça iyi sonuçlar elde ediliyor. Dondurma tedavisi
sonrasında yüzde 50’den fazla hastada tedavi alanlarında 6 ay kadar
beyaz lekelenme gözlenebiliyor. Deriyi soyucu yöntemlerle bu risk çok
daha az oranda gelişiyor. Bu sebeple kişinin evde uygulayabileceği
soyucu özelliğe sahip AHA içeren kremler veya poliklinik koşullarında
TCA veya glikolik asit gibi soyucu ajanlarla peeling ya da soyma
tedavileri seanslar halinde uygulanabiliyor. Renk açıcı ajanlardan en
çok kullanılanı ise, hidrokinon. Aylar içerisinde renkte açılma
gözleniyor ve tedavinin bırakılmasından sonra renk genelde eski haline
dönüyor. MELAZMA Alında,
yanaklarda ve daha az oranda bıyık bölgesi ile çenede kahve renkli yama
tarzında lekelenmeler oluşuyor. Kloazma veya gebelik maskesi esas olarak
hamilelerde, doğum kontrol hapı kullanan genç kadınlarda sık gözlenen
bir sorun. Bazı yumurtalık hastalıkları ya da endokrinolojik
hastalıklarda da ortaya çıkabiliyor. Erkeklerde de görülebiliyor. Çok
çeşitli faktörler suçlansa da en sık ultraviyole radyasyonu ve östrojen
sorumlu tutuluyor. Esmerlerde tedaviye yanıt daha geç ve
daha zor oluyor. Tedavide, en sık renk açıcı hidrokinon, kojik asit,
azeleik asit, vitamin C gibi kremler, retinoik asit, salisilik asit, AHA
gibi hem renk açıcı hem de soyucu etki gösteren kremler ile poliklinik
koşullarında peeling ya da soyma işlemleri uygulanıyor. Dermatoloji
Uzmanı Dr. Özgür Bakar, lazer tedavisinin kahverengi lekelenme yapabilme
riskinden ötürü yüzeysel lekelenmeler için fazla tercih edilmediğini
belirtiyor. KIRIŞIKLAR Günümüzde,
cerrahi yöntemler dışında, A vitamini türevi ve diğer antioksidan
kremler, orta ve derin olarak gerçekleştirilen peeling yani soyma
işlemleri uygulanıyor. Bunların yanı sıra botilinum toksini
enjeksiyonları, sentetik, semisentetik ve otolog yağ, fibroblast ve
kollajen içerikli dermal dolgu maddeleri enjeksiyonları en sık
kullanılan yöntemleri oluşturuyor. DAMAR
GENİŞLEMELERİ Güneş hasarının bir sonucu olarak
gelişiyorlar. Ayrıca aşırı soğuk ve rüzgara maruz kalan kişilerde daha
fazla ortaya çıkıyor.
-
Kozmetikler: Yeşil baz içeren kozmetik kapatıcı
ürünler kullanılabilir.
-
Destrüktif veya harap edici yöntemler: Genişlemiş
damarın yok edilmesi hedefleniyor. Elektrokoterizasyon, kriyoterapi
ya da lazer uygulanıyor.
-
Elektokoterizasyon: Anestezi gerektirmeyen,
uygulaması kolay bir yöntem. İnce bir epilasyon iğnesi yardımıyla,
genişlemiş damar merkezine uygulanan elektrik akımıyla genişleyen damar
harap ediliyor. Bu yöntem ile sorun yineleyebiliyor ve yeni damar
gelişimi görülebiliyor.
-
Kriyoterapi: Sıvı azot
kullanılarak, püskürtme yöntemiyle veya bir pamuk uç dokundurularak
yapılan; dokunun dondurularak harap edilmesi esasına dayanıyor.
Sonrasında deride soluk renkli iz oluşabiliyor.
-
Lazer: Yeni geliştirilmiş, vasküler lazerlerden KTP 532 nm, Pulsed-dye
595 nm gibi küçük dalga boylu fazla derine inmeyen lazer yüzeysel
damarlanmaların tedavisinde kullanılıyor.
BENLER
Benler için herhangi bir krem veya ilaç tedavisi bulunmuyor.
Kozmetik amaçlı, cerrahi olarak eksiyon denilen yöntemle,
çıkarılabiliyor. Fakat lazer tedavisi gibi yöntemler, sonrasında
patolojik inceleme yapılamayacağı için genellikle bu yöntemler
önerilmiyor. Benler konusunda yapılacak en doğru şey, güneşten koruyucu
krem kullanmak ve herhangi bir değişim göstermeleri durumunda mutlaka
bir dermatoloji uzmanına başvurmak. Et benleri poliklinik şartlarında;
genel anestezi gerektirmeden yakılarak (koterizasyon), dondurularak (kriyoterapi)
veya sadece kesilerek tedavi ediliyor.
Foto yaşlanma ve güneş ışınları nedeniyle en
sık karşılaşılan cilt sorunlarını şöyle sıralamak mümkün:
- Cilt kuruluğu, kırışıklık - Lentigo denen güneş
lekeleri, - Solaryuma bağlı kahverenkli lekelenmeler,
- Melazma denen ve daha çok gebelik maskesi diye bilinen lekeler,
- Guttat hipomelanoz denen bacaklar veya kollarda görülen beyaz lekeler
- Siyah noktalar diye bilinen komedonlar, - Damar
genişlemeleri - Benlerin sayılarında artış
- Cilt kanserleri |