|
EVLİYMİŞ GİBİ Soğuk ve karlı bir
gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terk
etmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış
durumdayken bir kulübe bulurlar. Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve
bir sürü battaniye bulunmaktadır. Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve
işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir.
-
- Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der.
Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine
girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken,
sekreterinin sesini duyar;
-
- Efendim, ben çok üşüyorum.
Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir
battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam
uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar;
-
- Efendim, ben hala çok üşüyorum.
Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir
battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı
çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar:
-
- Ben yine çoooook üşüyorum.
Adam yattığı yerden:
-
- Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer. Neler
olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz.
Genç kadın kıkırdar:
-
- Tamam, bana göre hava hoş.
Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır:
-
- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!
ÖNCEKİ HAYATIM Kız nişanlısını
eve çağırır, otur Ali `ciğim. Evlenmeden önce tüm mazimi sana açıkça
anlatmalıyım.
-
-İyi ama hayatım iki hafta önce anlatmıştın ya...
-
-O iki hafta önceydi hayatım.
ÖMÜR Doktor, kadına altı aylık
ömrü kaldığını söyler. Kadın sorar;
-
- Ne yapmalıyım?
-
- Senin yerinde olsam evlenir ve kocanın ailesinin
yanına taşınırım. Böylece hayatının en uzun altı ayını yaşarsın...
AMELİYAT YERİ İki sevgili bir
ağacın gölgesinde otururlar. Delikanlının tatlı sözleri karşısında bir
ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar; -Sevgilim sana apandisit
ameliyatı olduğum yeri göstereyim. Delikanlının gözleri parlar;
-
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek;
-
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun
üçüncü katı...
EVLİLİK Üç kadın arkadaş bir
kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler. Cennetin
kapısında onları karşılayan melek :
-
"Bizim burada uymanız gereken tek kural var.. O da
ördeklere dikkat edin sakin üstlerine basmayın" der.
Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler.Gerçekten
de etrafta ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat
etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar. Hemen
Cebrail belirir.Yanında son derece çirkin bir adam vardır. Kadını
kolundan adama kelepçeler ve
-
"Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza
kadar bu çirkin adama kelepçeli olarak yasayacaksın" der.
İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin
üstüne basar ve Cebrail anında yanında çok çirkin bir adamla gelip
onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler.
Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine
uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yasamamak için
her attığı adıma acayip dikkat etmeye baslar. Aradan aylar geçer ve
hiçbir ördeğin üstüne basmaz.
Derken bir gün Cebrail belirir. Bu kez yanında boylu, poslu inanılmaz
derecede yakışıklı bir adam vardır. Cebrail hiçbir şey söylemeden
yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve yine bir şey söylemeden çeker
gider. Kadın artık mutluluktan uçmaktadır. O güne kadar gördüğü en
yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve
-
"Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi
güzel bir adamla birlikte olmayı hak ettim" der.
Adam suratı asık bir şekilde cevap verir.
-
"Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin
üstüne bastım" der.
KARISI İLE KONUŞUYORMUŞ Telefon
kulübesinin dışında beklemekten usanmış, en sonunda dayanamayıp, içeriye
başını uzatır;
-
-"Afedersiniz ama acele işim var! Siz tam yarım
saattir telefonun başındasınız ve bir tek kelime de konuşmadınız."
-
-İçerideki başını sallayarak, "Ne münasebet, ben
karımla konuşuyorum."
SON ÜMİT Adam kaynanasıyla
birlikte Avrupa gezisine çıkacaktı. Arkadaşı sordu;
-
-"Yahu sen
hep kaynanandan yakınır durmaz mısın? Şimdi de Avrupa gezisine
çıkıyorsun."
-
-"Ne yapayım kardeşim, sık sık Avrupa 'yı
görmeden Allah canımı almasın der durur... Benimki bir umut işte..."
ÜÇ SATIR Yeni evli çift balayı
seyahatlerinden dönmüşlerdi. Yeni gelin mutfağa gireli epey zaman olduğu
halde, hâlâ gözükmemişti. İyice karnı acıkan koca, saat ikiye doğru
dayanamayıp seslendi.
-
"Daha işin uzun mu, sevgilim?"
Önünde yemek kitabı olduğu halde, harıl harıl çalışan genç kadın cevap
verdi.
-
"Yok, yok. Sadece üç satır kaldı."
|